Dünyada 8 Mart’tan yansıyanlar… “2018 yılı bir kilometre taşıydı, 2019’da tarih yazıyoruz!”

Sınıfsal sömürü ve ezilmişlik, işsizlik, yoksulluk, gericilik, militarizm, gelecek korkusu, cinsiyetten kaynaklı baskı ve şiddet, eşitsizlikler kadın işçi ve emekçilerde öfkeye neden oluyor. Kadınlar kitlesel olarak tepkilerini daha yüksek sesle dile getiriyor, talepler ileri sürüyor ve çözüm yolu arıyorlar.

Böyle haykırıyordu İspanya’da işçi ve emekçi kadınlar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde. Bu, boş bir söz kalıbı değildi. Mücadele günü 8 Mart’ta “Biz durursak, dünya durur!” şiarı ile İspanya’da 6 milyon işçi ve emekçi kadın 24 saatlik greve gitti. Madrid sokaklarında 350 bin kadının çifte sömürü ve baskıya karşı, eşitlik için sloganları yükselirken, Barcelona’da, Valencia’da 200 binin üzerinde kadın alanlara çıktı. İspanya’da kadınlar 1975 yılında İzlandalı kadınların izledikleri yoldan giderek, 2018 yılında ilk kadın grevini gerçekleştirmişlerdi. Greve 5 milyon kişi katılmıştı.

Arjantin’de 8 Mart’ta kadın grevine 1 milyon kadın katıldı. Ülkenin en ücra köşesine kadar gösteriler düzenlendi. Çoğunluğu 15-30 yaş arasında olan 300 bin kadın Buenes Aires’te yürüyüş düzenledi. Kadınlar, taşıdıkları döviz ve pankartlarla Macri hükümetinin tasarruf politikalarını, kadın cinayetlerini, taciz ve tecavüzü protesto ettiler, kürtajın yasallaşmasını talep ettiler.

Şili’de 8 Mart’ta bir araya gelen mücadeleci kadın grupları 10 maddelik bir talep kataloğu hazırlamışlardı. Katalog, kadına yönelik şiddete hayır, insan onuruna uygun konut, faşist diktatörlük döneminde kadınlara karşı işlenen suçların yeniden incelenmesi, cinsiyetçi olmayan eğitim, güvenli legal kürtaj hakkı gibi maddelerden oluşuyordu. 8 Mart’ı önceleyen bir hafta boyunca 200 örgüt 70 şehirde standlar, gösteriler, eylemler, kültürel etkinlikler düzenledi. Bunları, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde Şili’nin başkenti Santiago’da 200 bin kadının katıldığı kitlesel bir yürüyüş taçlandırdı. Bu, Şili tarihinde kadın işçi ve emekçilerin en büyük gösterisi oldu.

Venezuela’da elektrik kesintisine ve ülkedeki gergin politik atmosfere rağmen Caracas’ta devrimci, anti-emperyalist, feminist, chavist binlerce kadın 8 Mart’ta daha fazla söz hakkı ve kürtajın legalleşmesi taleplerini dile getirerek yürüdüler, ABD emperyalizminin yaptırımlarını eleştirdiler.

Meksika’da tüm ülkede yoğun kitlesel gösteriler düzenlendi. Günde 9 kadının aile içi şiddet nedeniyle öldürüldüğü Meksika’da kitlesel gösterilerin basıncı ile hükümet 8 Mart’ta şiddete karşı ilk yardım planını açıkladı.

Kolombiya’daki kadınların gündeminde 8 Mart’ta eşit haklar ve barış vardı.

Peru’da kadınlar 8 Mart’ta “Her şey adalet için!” diyerek yürüdü. Lima’da yürüyüşün yanı sıra iş alanlarında reform tasarısına karşı grevler vardı. 2019 yılında 7 Mart’a değin 29 kadının öldürüldüğü Peru’da “Ni una menos” hareketi de kadın cinayetlerini protesto etti.

Honduras’ta 8 Mart’ta kadın cinayetleri ve katillerin cezasız kalması protesto edildi. Üniversiteler öğrenciler ve çalışanlar tarafından işgal edildi.

Bangladeş’te ise 8 Mart’ta “eşit miras hakkı!”, “eşit işe eşit ücret!” talepleri yükseltildi.

Fransa, İtalya, Avusturya, Belçika ve Almanya’da da okullarda, belediyelerde kadınlar iş bırakma eylemine gittiler. Hemen tüm kentlerde kitlesel yürüyüşler düzenlendi. Almanya’da 8 Mart’ın tatil günü ilan edildiği Berlin’de 20 bin kişi yürüdü. İsviçre militan ve kitlesel 8 Mart gösterilerine sahne oldu.

***

Tüm dünyada işçi ve emekçiler kapitalist sömürünün yoğunlaştığı bir süreçten geçiyor. Bir tarafta emperyalist kapitalist kriz ve diğer tarafta krizin sonuçları: sömürü, işsizlik, yoksulluk, yokluk, gericilik, militarizm, doğanın tahribatı, gelecek kaygısı…

“Bütünsel bir kriz içindeki küresel kapitalist sistemin dolaysız mağdurlarından biri de dünya ölçüsünde kadınlardır. Kriz kadın sorunu ile kapitalist düzen arasındaki dolaysız bağı açığa çıkarmakta, daha görünür hale getirmektedir. Bizzat resmi kurumların sağladığı veriler, iktisadi ve kültürel gelişmişlik düzeyi ve burjuva demokrasisi bakımından en ileri sayılan kapitalist ülkelerde bile kadın sorununun çok yönlü olarak ağırlaştığını ortaya koymaktadır. Bunun bir yanında sömürü koşullarının ağırlaşmasının kadınlar için iktisadi ve sosyal sonuçları, öte yanında burjuva gericiliğinin şiddetlenmesinin politik ve kültürel sonuçları var.” (TKİP VI. Kongre Bildirgesi, Ekim, Sayı: 314, Şubat 2019)

Sınıfsal sömürü ve ezilmişlik, işsizlik, yoksulluk, gericilik, militarizm, gelecek korkusu, cinsiyetten kaynaklı baskı ve şiddet, eşitsizlikler kadın işçi ve emekçilerde öfkeye neden oluyor. Kadınlar kitlesel olarak tepkilerini daha yüksek sesle dile getiriyor, talepler ileri sürüyor ve çözüm yolu arıyorlar.

8 Mart 2019 Dünya Emekçi Kadınlar Günü milyonlarca kadının hayatlarında ilk kez sokağa çıkarak taleplerini haykırdıkları bir mücadele günü oldu. Şiarları, talepleri çok çeşitliydi ve bu da çok sayıda kadını örgütlerde ve derneklerde bir araya getirerek, güçlerini birleştirmelerine neden oldu.

Katılım geçen yıllara göre çok daha kitleseldi. Dikkat çeken bir diğer nokta ise genç kadınların eylemlere katılımının yoğunluğuydu. Kapitalizmin geleceğini çaldığı ve geleceğine sahip çıkmak için mücadeleye dört elle sarılan gençlik kitleleri 8 Mart’ta kadın işçi ve emekçilerle birlikte alanları doldurdu. Doğanın korunması için eylemlerini sürdüren küresel gençlik hareketi (Fridays for future) kadın hareketini destekleme çağrısı yapmıştı. Bu da kadın ve gençlik hareketini sermaye düzenine karşı ortak bir mücadele ekseninde birleştirdi.

Bu yıl, erkek işçi ve emekçilerin 8 Mart yürüyüşlerine katılmasının bazı çevreler tarafından geçmiş yıllarla karşılaştırıldığında pek sorun edilmemesi dikkat çeken bir başka noktaydı. Geçtiğimiz yıllarda bazı çevrelerce 8 Mart yürüyüşlerine erkeklerin katılmasına karşı çıkılıyor ve erkek emekçilerin yürüyüşlere katılması tartışmalara neden olabiliyordu. Bugün bunun bir sorun olmaktan çıkması sermayenin yoğunlaşan saldırılarını erkek ve kadın emekçiler olarak beraber göğüslemenin kendini dayatmasıyla anlaşılabilir. Bu da giderek birleşik bir mücadele zemininin oluşmasına yol açacaktır.

“… Dünya ölçüsünde kadın hareketi cinsel ezilmişlikle birlikte giderek sosyal ezilmişliği de hedef alarak yayılıyor. ABD’den Brezilya’ya, Türkiye’den Polonya’ya, gerici ve faşist hükümetlerin dizginlemekte zorlandıkları önemli mücadele dinamiklerden biri olarak ortaya çıkıyor. Doğası gereği bu hareket sınıfsal açıdan heterojen bir niteliğe sahiptir. Fakat bütününde derin bir demokratik öz taşımakta, birçok yerde ve durumda cinsel ezilmişliğe karşıtlık sosyal ezilmişliğe karşıtlık ile iç içe geçmekte, böylece tepkinin sisteme yönelen devrimci bir sınıfsal içerik kazanması kolaylaşmaktadır.” (a.g.y.)

2019’un 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü bunu bir kez daha gösterdi.