İklim sorununa kitlesel tepki - G. Devran

“Kapitalizm, gölgesinden faydalanamadığı ağacı keser!” Bu saptama her şeyi özetliyor. Her şeyi metalaştıran kapitalist sömürü düzeni küçük bir azınlığın kâr hırsı uğruna gezegenimizi acımasızca tahrip ediyor. Bu yıkıma karşı çıkan çevreci örgütler, sorunun gerçek kaynağı olan kapitalizme değil, bu düzen sınırları içerisindeki çözümlere işaret ediyorlar. Oysa, sadece insanlığın değil yer küremizin kurtuluşu da bu düzenin aşılmasından, sosyalizmden geçiyor!

Küresel ısınma sonucu buzulların erimesi, kuraklıklar, seller, kasırgalar vb. insan, doğa ve hayvan yaşamını her geçen gün daha fazla tehdit ediyor.

Küresel ısınmanın ilk sebebi fosil yakıtların karbondioksit (CO2) emisyonu. Fosil yakıtlar, hidrokarbon ve yüksek oranlarda karbon içeren kömür, petrol ve doğal gaz gibi doğal enerji kaynaklarıdır. Bunlara sanayi atıklarının katı, sıvı veya gaz halinde doğaya atılması eklenebilir.

Kapitalist sistem petrol kaynakları tükenene kadar başka enerji kaynaklarını kullanmak, yenilerini geliştirmek istemediğinden, tüketim sürekli artıyor. Örneğin araç sayısı her sene %4 artıyor. Ticari havacılık tarafından tüketilen yakıt son on yıl içinde %27 sıçrama yaşadı.

Küresel sıcaklık artışını 2°C ile sınırlandırmak için dünyanın salabileceği toplam emisyon miktarı bin gigaton (1 trilyon ton) CO2 iken, 2011 itibari ile %52’si harcanmış. 2018’de toplam CO2 fosil emisyonu 31.7 gigaton ile bir rekora ulaşmış. Bu tüketim sera gazların dörtte üçünü oluşturmakta. Bunun 5 gigatonu da orman tahribatlarına dayalı.

Küresel ortalama sıcaklıkta bugün 0,85°C artış meydana gelmiş durumda. Sera gazı emisyonlarının mevcut artış hızı sürerse, sıcaklık artışı 2060’ta 4°C’yi, 2100’de ise 6°C’yi bulabilir.

Önlemler konusunda ikiyüzlülük

Kapitalist devletler enerji üretim tekellerine her türlü kolaylığı sunuyorlar. Öte yandan, Birleşmiş Milletler’i devreye sokarak, sözde iklim sorununu çözme çabasındalar. Bunun için bugüne kadar 24 konferans gerçekleştirdiler. Ama bugüne kadar hiçbir çözüm sunulamadığı gibi, atılması gereken acil adımlar konusunda tam bir ikiyüzlülük sergileniyor. Konferanslarda alınan kararlar ciddiye alınmadığı gibi, en çok emisyon saçan ülkeler protokolleri ellerinin tersiyle itiyorlar.

Burjuva medya da iklim sorunundaki gerçekleri gizleme çabasında. Bir dönem gizlenen, bugünlerde ortaya çıkan yüksek dizel emisyon oranının küresel ısınmanın asıl kaynağı olduğu tekrarlanıp duruyor. Daha önce de, ineklerden çıkan gazların CO2 salınımını arttırdığı, dünyadaki trafikten daha fazla (23 kat) zararlı gaz çıkarttığı haberlerini yapıyordu.

Dünya genelinde tepkiler

Dünya genelinde yüz binlerce insan sokağa çıkarak, iklim sorunu karşısındaki vurdumduymazlığı farklı tepkilerle dile getirdiler.

ABD’de binlerce insan “İklim için ayağa kalk!” çağrısıyla San Francisco’da bir araya geldi. Fosil enerji yerine yenilenebilir enerji ve iklim değişikliği karşısında savunmasız insanlara koruma talepleri yükseltildi.

Fransa’da sosyal medya üzerinden yapılan çağrılarla ülke genelindeki 100 bin insan sokaklara indi. Ekolojik ve Dayanışma Geçişi Bakanı’nın istifası istendi.

Belçika’da geçtiğimiz yılın Aralık ayında 65 bin kişi başkent Brüksel’de “İklimi talep et!” şiarıyla eylemlere katılmıştı. Yakın zamanda 1.300 eylemci Avrupa Parlamentosu önünde gösteri yaparken, 13 bin öğrenci de Brüksel sokaklarında yürüyüş gerçekleştirdi.

Danimarka başkenti Kopenhag’da 15 bin kişinin katılımıyla eylem gerçekleştirildi. İsveç’in başkenti Stockholm’da ise yüzlerce insan yürüdü.

İsviçre’de geçen iklim sorununa karşı “Risksiz bir emeklilik” adı altında birçok kantonda eylemlikler gerçekleştirilmişti. Bu sene ise on binlerce öğrenci sokaklara indi.

Almanya’da yaklaşık elli kentte on binlerce öğrenci “Gelecek için Cuma!” sloganıyla eylemler düzenledi.

Asya’da katılımlar daha düşüktü. Tayland’ın başkenti Bangkok’ta 200 kişi BM bölge genel merkezi önünde eylem gerçekleştirdi. Filipinler’in başkenti Manila’da ise 800 kişi buluştu.

Çözüm sosyalizmde!

“Kapitalizm, gölgesinden faydalanamadığı ağacı keser!” Bu saptama her şeyi özetliyor. Her şeyi metalaştıran kapitalist sömürü düzeni küçük bir azınlığın kâr hırsı uğruna gezegenimizi acımasızca tahrip ediyor. Bu yıkıma karşı çıkan çevreci örgütler, sorunun gerçek kaynağı olan kapitalizme değil, bu düzen sınırları içerisindeki çözümlere işaret ediyorlar. Oysa, sadece insanlığın değil yer küremizin kurtuluşu da bu düzenin aşılmasından, sosyalizmden geçiyor!