Krizin faturasına, sömürüye, baskıya ve savaşa karşı 1 Mayıs’ta alanlara!

Türkiye işçi sınıfı olarak yaklaşan 1 Mayıs’a bugünden hazırlanmalı, işyerlerimizde, mahallelerimizde, bulunduğumuz tüm alanlarda, ulaşabildiğimiz her sınıf kardeşimize bugünün önemini anlatmalıyız. Krizin faturasına, baskıya, sömürüye karşı mücadelemize ortak etmek için onları da 1 Mayıs alanına taşımalıyız.

1 Mayıs işçi sınıfın uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günüdür.

Amerikan işçi sınıfının 1800’lü yılların ikinci yarısında 8 saatlik işgünü ve daha iyi çalışma koşulları için başlattıkları mücadeleler büyük bedellere mal olmuş, ilerleyen yıllarda işçi sınıfı 8 saatlik işgününü, daha insanca çalışma ve yaşam koşullarını patronlara zorla kabul ettirmeyi başarmıştır.

O dönemden bu yana 1 Mayıs işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olarak kutlanıyor. Dünyanın dört bir yanında işçiler, emekçiler, gençler ve kadınlar, yüreği eşit ve özgür bir dünya için atan milyonlar bir araya gelerek istem ve taleplerini haykırıyorlar.

Türkiye işçi sınıfı ve emekçileri olarak 2019 1 Mayıs’ını ağır bir ekonomik kriz ve siyasal baskı rejimi koşulları altında karşılıyoruz. Çalışma ve yaşam şartlarımız daha da kötüleşirken, zaten sınırlı olan demokratik haklarımız tümüyle rafa kaldırılmaya çalışılıyor. Ardı arkası kesilmeyen zamlara, yaygınlaşan işten çıkarmalara, uzayan çalışma saatlerine, grev yasaklarına; basın özgürlüğünün sınırlanması, örgütlenme, protesto ve gösteri özgürlüğünün fiilen gasp edilmesi eşlik ediyor.

Arkadaşlar!

1 Mayıs işçi sınıfının ekonomik, siyasal, sosyal talepleri için meydanlara çıktığı, hakları ve geleceği için kapitalist patronlara ve onların sömürü sistemine meydan okuduğu evrensel bir mücadele günüdür. Türkiye işçi sınıfı olarak yaklaşan 1 Mayıs’a bugünden hazırlanmalı, işyerlerimizde, mahallelerimizde, bulunduğumuz tüm alanlarda, ulaşabildiğimiz her sınıf kardeşimize bugünün önemini anlatmalıyız. Krizin faturasına, baskıya, sömürüye karşı mücadelemize ortak etmek için onları da 1 Mayıs alanına taşımalıyız.

Krizin faturasını kapitalistlere ödetmek için 1 Mayıs’a!

Faturası sırtımıza yüklenmeye çalışılan kriz, kendisiyle birlikte tüm insanlığı uçuruma sürükleyen aç gözlü kapitalizmin krizidir. AKP iktidarının uyguladığı politikalar krizi derinleştirmekte, sermaye ve iktidar el ele krizin faturasını biz işçi ve emekçilere ödetmeye çalışmaktadır.

Seçim dönemi boyunca yaşadığımız sorunları sandıkta kazanmak için istismar eden düzen muhalefetinin de AKP’nin uyguladığı politikalar dışında bir alternatifi yoktur. Artık çekilmez hale gelen yaşam koşullarımızı düzeltmek için yapmamız gereken, tümü de büyük sermayenin temsilcisi olan düzen partilerinden birinin yanında saf tutmak değil, fabrika fabrika, bölge bölge, sektör sektör örgütlenerek mücadele etmektir.

Bugün ihtiyacımız, işçi hareketinin birleşik bir güç olarak kendini ortaya koymasıdır. Sorunlarımızın çözümünün bundan başka bir yolu yoktur. Ancak bunu başarabilirsek, işçi sınıfı gücünü kendi eyleminden alan bağımsız bir odak olarak sahneye çıkarsa, krizin faturasının emekçilerin sırtına yüklenmesinin önüne geçebiliriz.

İşimizi, ekmeğimizi, geleceğimizi korumak için ‘2019 1 Mayısı’nı işçi sınıfının ‘Krizin faturasını yaratanlar ödesin’ şiarı ile ayağa kalktığı büyük bir işçi gösterisine çevirmek, hepimizin omuzlarında duran büyük bir görevdir. Bu görevin yerine getirilmesi için aşağıdaki şiar ve talepleri fabrikalarımızdaki bütün işçi arkadaşlarımıza aktarmalı, bu talepler etrafında örgütlenmeli, 1 Mayıs’ta bu taleplerle alanları doldurmalıyız.

* Ücretler arttırılsın, temel gıda maddelerine yapılan zamlar geri alınsın!

* İşten atmalar yasaklansın, iş saatleri kısaltılsın!

* Artan oranlı vergi sistemine geçilsin! Her türlü dolaylı vergi kaldırılsın!

* İşçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili tedbirler alınsın!

* Emeklikte yaş sınırı kaldırılsın, mezarda emeklilik yasası tüm sonuçlarıyla iptal edilsin!

* Herkese iş, tüm çalışanlara iş güvencesi!

* İşsizlik fonu başta olmak üzere sosyal güvenlik fonlarındaki yağmaya son!

Demokratik hak ve özgürlüklerimiz için 1 Mayıs’a! 

Başta grev hakkı olmak üzere bugün sahip olduğumuz bütün haklar bizden önceki kuşakların mücadelesinin ürünü olarak kazanılmıştır. Sermayeye bir demir yumruk olarak hizmet eden iktidar bu haklarımızın tamamını gasp etmek istemektedir.

Bizzat Erdoğan burjuva kodamanlarının önünde grevlerin nasıl yasaklandığı ile övünmekte, sermayenin çizdiği çerçeveyi aşan her türlü hak arama eylemi polis copu ile bastırılmaktadır.

İşçi sınıfı daha iyi çalışma ve yaşam koşullarına sadece ekonomik hakları için direnerek ulaşamaz. İşçi sınıfı kendi sınıf çıkarları için demokratik hak ve özgürleri sonuna kadar savunmalı, yalnız kendisi için değil sömürücüler dışındaki toplumun tüm kesimleri için özgürlük, eşitlik ve adalet talep etmelidir.

İşte 1 Mayıs, işçi sınıfının yalnızca kendisi için değil, tüm emekçiler için özgürlük ve eşitlik talep ettiği bir gündür. Bugün toplumun tüm ezilen kesimleriyle alanlarda buluşmak, kendi istemlerimizin yanı sıra onların talep ve özlemlerini de dillendirmek gücümüze güç katacak, işçi sınıfı nezdinde tüm emekçilerin birliğini sağlayacaktır.

* Grev hakkı üzerindeki her türlü kısıtlama kaldırılsın, grev ertelemelerine son verilsin, lokavt yasaklansın!

* Sınırsız söz, basın, örgütlenme, gösteri ve toplanma özgürlüğü!

* Herkese inanç, vicdan ve düşünce özgürlüğü!

* Toplumsal yaşamın her alanında kadın-erkek eşitliği!

* Etnik, dinsel, mezhepsel her türlü ayrımcılığa son! Yaşasın işçilerin birliği halkların kardeşliği!

* Bilim, sanat ve kültür üzerindeki her türlü gerici baskı, sansür ve kısıtlama kaldırılsın!

* Laik, bilimsel, demokratik, ana dilde eğitim!

Emperyalist talana ve savaşlara karşı 1 Mayıs’ta alanlara!

Emperyalist güçler arasındaki nüfuz ve enerji kaynakları mücadelesi başta Ortadoğu olmak üzere tüm dünyayı yıllardır kan ve gözyaşına boğmaktadır. Ülkeyi yöneten egemenlerin kendileri emperyalizmin hizmetinde oldukları halde sık sık emperyalistlere diklenmekte, ama iş tutum almaya geldiğinde bin bir gerekçeyle yan çizmektedirler. Bunda şaşırılacak bir şey yoktur. Zira Türkiye her alanda uluslararası sermayenin tahakkümü altındadır. Türkiye’deki tüm temel kurumlar emperyalizmin hizmetindedir.

Bütün büyük patronlar, hatta orta ölçekli işletme sahipleri emperyalist banka ve tekellere güçlü bağlarla bağlıdır. Kendi geleceklerini tehdit eden her gelişmeyi “dış güçlerin oyunu” diye sunanların bizzat kendileri bu “dış güçlere” göbekten bağımlıdır.

Emperyalist devlet ve tekellerle kurdukları bu ilişkiler, sırtımızdaki sömürü zincirini her geçen gün daha fazla kalınlaştırmaktadır.

* Emperyalistlerle açık-gizli tüm antlaşmalar iptal edilsin!

* IMF, Dünya Bankası vb. emperyalist kuruluşlarla kölece ilişkilere son verilsin!

* Dış borç ödemeleri durdurulsun, tüm dış borçlar geçersiz sayılsın!

* NATO’dan çıkılsın, üsler kapatılsın!

* Yaşasın bağımsız sosyalist Türkiye!

Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu
Nisan 2019