“Örgütlenmek, birlik olmak şart”

Anadolu yakasından işçilerle krizin yaşamlarına etkisini konuştuk. İşçiler vergilerin yüksekliğine karşın alım gücünün her geçen gün düşmesine dikkat çekerek örgütlü olmanın önemini vurguladılar.

İstanbul’un Anadolu yakasındaki fabrika ve atölyelerden işçilerle kriz ve yaşamlarına etkileri üzerine konuştuk.

Konuştuğumuz bir kadın işçi krizle birlikte ekonomik olarak zor duruma girdiklerini, bir gün bile işsiz kalamaz duruma düştüklerini söyledi. Ailelerinde öğrenciler olduğunu ve okul giderlerini çıkarmaya çalıştıklarını belirten işçi şunları söyledi: “Pek çoğumuz çocuklarımızı büyük annelerine bırakıyoruz. Biz işten çıkıp gelene kadar onlar bakıyor. Evleri birleştirmek zorunda kaldık. İşyerinde bazılarımız asgari ücret üzerinde alıyoruz. Makineci, ortacı, ütücü farklı ücretler alsa da asgari tutarı bankadan kalanı elden alıyoruz. Mesailerimiz elden yatıyor. Birçoğumuz da asgari ücrete çalışıyoruz. Bu koşullarda idare etmeye çalışıyoruz. Atölyede işçi temsilcimiz var. Ama koşulları kabul etmek zorunda kalıyoruz. Bir gün bile işsiz kalabilecek durumda değiliz.”

“Asgari ücret zammı yeterli değil”

Bir diğer kadın işçi, haklarını vermeye gelince patronların “kriz var” dediğini ancak işlerinin iyi olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Eşim yok. Eşimden ayrı düştükten sonra çalışmaya başladım. İki çocukla ailemle kalıyorum. Çocuklara onlar bakıyor. Aldığım ücretle yaşamaya çalışıyoruz. Ailem yanımda olmasa asla idare edemem. Hayat çok pahalı. Markete gidiyoruz, orada poşetleri bile parayla vermeye başladılar. Kriz var diyorlar, ama patron iyi iş yapıyor. Asgari ücrete zam yaptılar. Ama bize yetmiyor.”

Başka bir kadın işçi sendikalı olmanın işçiler için getirilerine şöyle dikkat çekti: “Daha önce sendikalı yerde çalıştım. Fabrika kapandı, şimdi burada çalışıyorum. Sendikalı olmak, örgütlü olmak çok önemli. Burada da sendikalı olmak isterdim. Sendikalı olduğumuzda ücretlerimiz bankaya tam yatıyordu, mesailer, sosyal yardımlar alıyorduk. Servisimiz vardı. Ekonomik anlamda daha iyi durumda oluyorsun. Burada asgari tutardan ücretler yatıyor. Gerisi elden alınıyor. Örgütlenmek, birlik olmak şart.”

“Seçim sonrasında daha kötü koşullar bizi bekliyor”

Bir diğer kadın işçi vergilerin yüksekliğine karşın işçi ve emekçilere kazandırdığı bir şey olmadığını vurguladı. Yıllarca temizlik işçisi olarak çalıştığını aktaran işçi şunları belirtti: “Yıllarca temizlik işçisi olarak çalıştım. Sigorta vb. yapmadılar. Sigortalı iş olsun diye buraya girdim. Burada da her geçen gün alım gücüm düşüyor. Beybi’de pek çok arkadaşımız işten atıldı. Ama işten atmaları kabul etmememiz ve direnmemiz gerekiyordu. Sessiz kaldık. Çıkan arkadaşlarımızın haklarını verdiler. Ama kriz koşullarında yeniden iş bulmak çok zor. Şimdi primlerimizi de vermiyorlar. Prim belki iyi bir şey değil ama, hiç değilse mutfak masraflarımıza bir katkısı oluyordu. Asgari ücret 2000 dediler, o da AGİ içinde. Bizi bir kez daha kandırdılar. Ev kirası, faturalar derken elde hiçbir şey kalmıyor. Faturalara bakıyorsun, kullanım bedeli 35 lira. Dağıtım bedeli 15 lira, katkı paylarını da üstüne ekle. KDV’sini de toplam üzerinden bir daha ekle. Fatura oluyor 50-60 lira. Bize hangi adaletten, haktan bahsediyorlar. Seçim sonrasında bizi daha kötü koşullar bekliyor. Korkmadan birlik olmamız lazım.”

Beybi fabrikasından bir erkek işçi işyerinde kreş sorununa dair şunları söyledi: “Beybi’de onlarca kadın işçi var. Yönetim katında da birçok kadın çalışan var. Fabrikada kreş olsa hem biz hem de kadınlar çocuklarını buraya getirir. İş çıkışında birlikte dönerdik. Hem gözümüz arkada kalmazdı hem de eğitim almış olurlardı. İşçilerin ne olursa olsun emeğine, hakkına sahip çıkması lazım. Kendi emeğimize sahip çıkamazsa hiçbir işe yaramayız.”

Kızıl Bayrak / Ümraniye