Sınıfımızın bir Korkmaz şairi

Yaşamı, onurlu mücadelesi ve duruşuyla kendinden sonraki nesle örnek olan ve mücadele bilinci taşıyan Korkmazgil, işçi sınıfının mücadele mevzilerinde, barikatlarda özgür tutsakların tutturdukları türkülerde ve tüm mücadele alanlarında başı dimdik yaşamaya devam ediyor.

“ozan ozanca söylüyordu dünyanın geleceğini

işçi grevce

adını bile bilmediğimiz birileri vardı dünyanın bir-
                                                                     [yerlerinde
                                              örneğin Singapur’da
                                              tahran’da belki
                                              belki de kordoba’da
karakas’da mı desem katanga’da mı
yoksa roma’da mı ankara’da mı
birileri biryerlerde durmadan yontuyordu
                       barışı mermer mermer
                       öfkeyi demir demir
                       sevgiyi tunç tunç
                                              doyumsuz günler aşkına”

Herkes kalemi eline alır fakat kalemi zalimin baskı ve zulmüne karşı bir kılıç gibi kullanmaktadır hüner. Tabii bunun için ise zalimin zulmettiği saflarda yer almak gerekir: İşçi emekçi saflarda… Kimisi bu saflara sonradan geçerken, kimisi en baştan bu saflarda doğar, Korkmazgil gibi…

Emekçi saflarda dünyaya gelmiş bir “yiğido”dur şairimiz. O bizim şairimizdir, yani sınıfımızın şairi. Bir yiğido olarak dünyaya gelse de o gözlerini dünyaya açmakta geç kalmamıştır. Kelimenin gerçek anlamında gözlerini dünyaya açmış, dünyanın en evrensel sorunu olan emek-sermaye çelişkisini şu veya bu şekilde şiirlerinde işleyegelmiştir.

Kendisi de yaşamının birçok alanında işçilik yapan Korkmazgil şiirleri ile basın emekçilerinin de dili olmuştur:

“Çalışmışım onbeş saat
Tükenmişim onbeş saat
Acıkmışım yorulmuşum uykusamışım
Anama sövmüş patron
Ter döktüğüm gazetede”

Evet, ter dökmüştür, hem de inşaatlarda çalışmış, tabela ve portre ressamlığı ve arzuhalcilik de dâhil olmak üzere birçok alanda işçilik yapmıştır. Gazetede de çalışmış öğretmenlik de yapmıştır. Sadece kendisi değil, babası da bir işçidir. Demiryolu işçisi bir babanın oğlu olarak Sivas’ta dünyaya gelmiş ve evrensele açılmıştır.

Öğretmenlik yapmıştır ama siyasi görüşleri yüzünden iktidar Korkmazgil’e saldırı konusunda boş durmamıştır. Maraş’ta öğretmenlik yaparken, 1951 yılında komünizm propagandası yapmak iddiası ile tutuklanarak 3 yıl hüküm almıştır. Acıyı bal eyleyen Kormazgil bu cezayı hediye olarak ele alır.

Tahliye olduktan sonra Akis, Forum ve Toplum dergilerinde çalışmış, şiir alanında birçok ödül almıştır. Fakat Hasan Hüseyin gibi devrimci bir şairin asıl alacağı ödül kimi kurumsal yapıların vereceği plaketler vb. değil, işçi ve emekçilerin grev ve eylem alanlarında onu anması ve şiirlerle-şarkılarla mücadeleye konu etmesidir.

Hasan Hüseyin’in şiiri mücadele alanlarının bir manifestosu olduğu gibi, iktidara karşı da bir meydan okumanın ve iktidarın baskı ve korkularını teşhir etmenin estetik bir aracı olmuştur. Bu yönü ile adeta günümüz burjuva-AKP iktidarını anlatmış gibidir.

“Bu törenler bu cayırtı
Bu ipekler, bu altınlar, bu yaldız
Bu koşum saltanatı
Yalan yalan hepsi yalan
Korkudur bayrakları.”

Yaşamı, onurlu mücadelesi ve duruşuyla kendinden sonraki nesle örnek olan ve mücadele bilinci taşıyan Korkmazgil, işçi sınıfının mücadele mevzilerinde, barikatlarda özgür tutsakların tutturdukları türkülerde ve tüm mücadele alanlarında başı dimdik yaşamaya devam ediyor.

F. Deniz