Greif işçilerinin davasında 3. duruşma 2 Ekim’de

Greif işçilerine açılan davanın ikinci duruşmasında ifade işlemleri devam ederken bir sonraki duruşma 2 Ekim’de görülecek.

Greif işçilerinin haklı ve meşru mücadelesine 5 yıl sonra açılan davanın 2 duruşması bugün Gaziosmanpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 191 işçiye açılan davanın ilk duruşmasında 120 işçinin ifade işlemi tamamlanmıştı. 2. duruşmada da 50’ye yakın işçi katılarak ifadesini verdi.

İlk duruşmada Greif işçilerinden şikâyetçi olan fabrika yöneticisi Tahir Polat’ın şikayetini mahkeme huzurunda beyan etmesi, işçilerin avukatları tarafından talep edilmişti. Mahkeme hâkimi talebi kabul ederek Greif yöneticisinin katılması kararını onayladı. Greif yöneticisinin mahkemeye katılmamak için çeşitli bahaneler sunarak ara duruşma talep ettiği ve ara duruşmada ifadesini verdiği görüldü. İşçilerin avukatları Greif yöneticisine soracakları soruları olduğunu ifade ederek tekrar çağrılmasını talep etti. Mahkeme hâkimi işçi avukatlarının talebini yerinde gördü ve tekrar çağrılmasına karar verdi.

Mahkemeye katılan işçilerin tamamı kendi istekleriyle Grev direnişine katıldıklarını ve bütün kararları birlikte aldıklarını beyan ettiler. DİSK Tekstil ve fabrika yönetiminin baskı ve tehditleriyle direniş esnasında karakola giden işçiler karakoldaki ifadelerini basınç altında ve okumadan imzaladıklarını ifade etti. Direnişi bırakarak karakola giden işçilerin önemli bir kısmı karakola gittiklerinde okuma fırsatı dahi bulamadan önden hazırlanmış beyanlara imza attıklarını ifade ettiler. Karakolda imzaladıkları beyanların doğru olmadığını belirterek yaşanan sürecin gerçekte nasıl olduğunu anlattılar.

DİSK Tekstil’in kullandığı işçiler de gerçekleri anlattı

Greif işgali senasında DİSK Tekstil Sendikası ve Greif yönetimiyle işbirliği içinde direnişi kırmak için anlaşan ve bir grup işçiyi kandırarak karakola götüren işbirlikçiler de davranışlarının arkasında duramadılar. Direnişe ihanet eden işçiler mahkeme ifadelerinde gerçekleri ifade ettiler. İhanetleri karşısındaki pişmanlıkları mahkeme ifadelerinde ve bekleme esnasında belirgin biçimde fark ediliyordu. Kandırdıkları işçilerin ve direnişçi işçilerin yüzlerine dahi bakacak halleri yoktu.

Greif işgalinin öncüleri ve bütün işçileri mahkeme ifadelerinde mücadelelerinin haklılığı ve meşruluğunu açıkça ifade ettiler.

“Greif patronu ve DİSK de grevin meşruluğunu kabul etti”

DEV TEKSTİL Başkanı Murat Yıldırım da mahkeme ifadesinde Greif işçilerinin mücadelesine ilk günden itibaren destek verdiğini ifade etti. Greif işçilerinin neden greve çıktığını fabrikadaki yasadışı ve kölece çalışma koşullarını ifade ederek savunmasına başladı. Greif işçilerinin greve çıkmak için meşru ve haklı koşullarının oluştuğunu fabrikada yaşananalar üzerinden anlattı. Patronların her zaman daha fazla kâr elde etmek istediğini bunu da işçileri en ağır şartlarda çalıştırarak yaptıklarını vurguladı. İşçilerin de daha iyi şartlar elde etmek için örgütlenmek ve üretimden gelen güçlerini kullanmaktan başka bir yolları olmadığının patronlarla masa başı görüşmelerle hiçbir sorunun çözülmediğini, çözülemeyeceğini ifade etti. Greif işçilerinin işçi sınıfının ulusal ve uluslar arası mücadelesinde elde ettikleri deneyim ve birikimlere yaslanarak ve işçi mücadelesinin şekillendirdiği evrensel mücadele hukukuna yaslanarak grev yaptıklarını ifade etti.

İfadesinin devamında DİSK Tekstil’in patronla yaptığı işbirliğine somut örneklerle değindi. DİSK Tekstil’in ihanetine karşı işçilerin sendikanın bağlı bulunduğu konfederasyonla defalarca görüştüklerini anlattı. Greif işçilerinin grevinin haklılığı ve meşruluğunun DİSK tarafından da kabul edildiğini, sayfalarından bağlı bulunan işyerlerinin Greif işçilerine destek için çağrı yayınladıklarını, DİSK yönetiminin karar olarak Greif toplu sözleşmesinde kendilerinin doğrudan taraf olacaklarına dair karar aldıklarını vurguladı. Greif toplu sözleşme sürecini yürütmek için DİSK yönetimi, Disk Tekstil yönetimi ve Greif işçilerinden oluşan komisyon oluşturulduğu ve DİSK yönetiminin defalarca fabrika yönetimiyle görüştüğünü vurguladı. DİSK’in bu kararına rağmen işçilerin iradesi çiğnenerek işçilerden habersiz patron tarafının istekleri doğrultusunda protokol ve toplu sözleşme imzalandığını vurguladı. Konuşmasını sendikal bürokrasinin işçilerin mücadelesi karşısındaki uğursuz rolünü ifade ederek sürdürdü. Son olarak Greif işgalinin işçi sınıfı mücadelesinin deneyimi ve birikimi üzerinden haklı ve meşru olduğunu, bunu patron tarafının da kabul ettiğini çeşitli veriler sunarak vurguladı. DİSK yönetiminin de Greif işçilerinin haklı ve meşruluğunu bildiklerini ve sürecin bir parçası olduklarını vurgulayarak tanıklıklarına başvurulmasının önemli olduğunu ifade etti.

İfade işlemlerinin ardından dava 2 Ekim 2019 tarihine ertelendi. Mahkemeye gelmeyen sınırlı sayıdaki işçi için ifadesi alındıktan sonra bırakılmak üzere yakalama kararı çıkarıldı.

Kızıl Bayrak / İstanbul