Alman Devrimi üzerine yazılar

Demir hâlâ sıcak, şimdi onu dövmemiz gerekli. Şimdi ya da hiçbir zaman! Ya devrimci bir sıçrayış içinde kendimizi kurtarmayı denediğimiz, geçmişin eski bataklığına yeniden düşeriz; ya da mücadeleyi zafere ulaşıncaya kadar, tüm insanlığın köleliğin lanetinden kurtuluşuna kadar sürdürürüz.


Pabst’in emrindeki askerler (yurttaş savunma gücü) 15 Ocak gecesi Karl ve Rosa’yı alıkoymuşlardı. “Almanya’nın huzura kavuşması gerekiyor”du ve Pabst bu fırsatı nihayet yakalamıştı. Karl ve Rosa ayrı ayrı Wilhelmsdorf semtinden alınarak Eden Oteli’ne getirildiler. Katledilmeleri için deniz özel kuvvetlerinden oluşan ölüm mangası hazırlıklarını tamamlamıştı.


“Berlin’de düzen hüküm sürüyor!” Sizi budala zaptiyeler! Kum üzerine kurulu sizin “düzeniniz”. Devrim daha yarın olmadan, “zincir şakırtıları içinde yine doğrulacaktır!” ve sizleri dehşet içinde bırakıp, trampet sesleri arasında şunu bildirecektir: “Vardım, varım, varolacağım!”


Kaçmadık, yenilmedik! Bizi zincire vursanız bile, buradayız ve burada kalacağız! Ve zafer bizim olacak! Çünkü Spartaküs ateş ve ruh demektir, yürek ve can demektir, proleter devrimin iradesi ve eylemi demektir. Spartaküs, zafer özlemini, bilinçli proletaryanın mücadele azmini temsil etmektedir. Spartaküs, sosyalizm ve dünya devrimi demektir.


Karl Liebknecht ve Rosa Luxemburg. Sizler artık yaşamıyorsunuz, fakat bizim aramızdasınız. Bizler sizin güçlü varlığınızı hissediyoruz. Sizin açtığınız bayrağın altında savaşmaya devam edeceğiz. Savaş saflarımızı sizin manevi heybetiniz kaplayacak! Yoldaşımız ve silah arkadaşlarımız Karl Liebknecht ve Rosa Luxemburg!


Ayağa kalk, proleter! Kavgaya! Kazanacağın ve yeneceğin bir dünya var karşında. Dünya tarihinin, insanlığın en soylu hedefleri için verilen bu en sonuncu sınıf kavgasında, düşman karşısında geçerli olan şu sözdür: Başparmaklar göze, dizler göğse!


Tüm dünyanın sömürücülerinin gücü, insanlığı sermayenin boyunduruğundan, kapitalist rejimde kaçınılmaz olan yeni emperyalist savaşların sürekli tehdidinden kurtaracak olan dünya proletarya devriminin zaferini engellemeye yetmeyecek.


Mehring yoldaşlarının kaybının acısını kaldıramadı, onlardan yalnızca iki hafta sonra, 29 Ocak 1919’da yaşamını yitirdi. Rosa Luxemburg’un biyografi yazarı Peter Nettl, hızlı ölümünü kastederek, “büyük ölçüde dostlarının ölümünün kurbanı olarak hayata gözlerini yumdu” der.


Devrim, sürekli bir temel çelişki olarak, emek ile sermaye arasındaki hesaplaşmayı döne döne gündeme getirecektir. Bu hesaplaşma, uzun bir iktidar mücadelesiyle, göze göz, göğüs göğüse yürütülebilecek, iki ölümcül düşman arasındaki tarihi çatışmadır.


1919 Ocak ayının ilk günlerinde yumruğunu indirdi. 10 Ocak ile 17 Ocak arasında -Berlin’de bir süre bu haftaya “Kanlı Hafta” adı verildi- Noske’nin emriyle General von Luettwitz (sonradan Kapp darbesinin mimarı!) komutasındaki Daimî Ordu birlikleri ve kurtarıcılar Spartakistleri ezdi.


29 Ocak günü 3.500 kişiden oluşan faşist Freikorps birlikleri “Sosyalist Cumhuriyeti” savunan işçilere saldırdı. İşçiler teslim olma çağrılarını reddettiler. Faşist General Gerstenbe bu kanlı operasyonu bizzat kendisi yönetti. Hamburg, Lübeck ve diğer kentlerden Bremen işçilerinin direnişine destek olmak için yola çıkan işçilerin yolları kesildi.


Geleneksel eğitim araçlarına sahip olmasalar da çalışanların deneyim zenginliğine sahip olduğunu ve ortaya çıkarıldığında bu zenginliğin entelijensiyanın gelişmiş ifade biçimine katkıda bulunacağını biliyordu o. Onları tanımak, onların yaşantılarını bilmek Luxemburg için her zaman önemliydi, dedi babam, çünkü yenilenme onlar tarafından gerçekleştirilecekti...


İşçiler Hamburg’dan gelecek olan yardıma güveniyorlardı -oysa bu yardım hiçbir zaman gelmeyecekti. Hamburg’daki Sosyal Demokratlar, hükümetin Bremen’e yönelik tehditlerini sözlü olarak kınamışlardı. Fakat bu hükümet karşıtı tavırlarını eyleme geçirmeye niyetli değillerdi.


Alman devriminin trajedisi, olgunlaşmış nesnel devrimci koşullar ile Alman proletaryasının öznel zayıflığı arasındaki çelişkiden, yani hedefini bilen bir Bolşevik partinin eksikliğinden kaynaklanıyordu.


Katledilişinin 100. yılında Leo Jogiches (Tyszka)... Bu unutulmaz devrimci, tüm benzerleri gibi, dünya devrimci hareketinin bilincinde ve mücadelesinde hep yaşayacaktır. Katledilişinin 100. yılında anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.

Macar Devrimi üzerine yazılar

Almanya’da Kasım Devrimi ile Macaristan Devrimi’nin yenilmesinin en önemli nedeni, sınıflar mücadelesinde sınanmış, ideolojik, politik ve örgütsel olarak bağımsız, sadece işçi sınıfı içinde değil diğer emekçi katmanlar üzerinde de etkili olan bir devrimci öncü partinin olmamasıdır.


Yeni kurulan Macaristan Sovyet Cumhuriyeti’nde komünistlerle birlikte yönetici görevlere gelen sosyal-demokratlar, pro­letarya diktatörlüğünü tanıyormuş ve komünistlerle yapılan anlaşmaya uyacaklarmış gibi yapıyorlardı, fakat gerçekte devrime ihanet ettiler. Macaristan Sovyet Cumhuriyeti’nin çöküş nedenlerinden biri de bu iha­nettir.


Macar işçileri! Yoldaşlar! Sizler dünyaya, gerçek bir proletarya diktatörlüğü platformu üzerinde bir darbe ile bütün sosyalistleri birleştirme yeteneğini göstererek Sovyet Rusya’dan daha güzel bir örnek oldunuz. Şimdi itilaf devletlerine karşı amansız bir savaşta en pahalı ve en zor bir görevle karşı karşıya bulunuyorsunuz...

TKİP Yurtdışı Örgütü açıklaması

Anıları devrim ve sosyalizm mücadelesinde 100 yıldır proletaryaya yol gösteriyor!